1 Temmuz 2014

Mart Çığlıkları

Bir bahar şiirine böylesi ağlamaklı başlanmaz, denir.
oysa her bir senfoninin tanrıyla buluştuğu notalar vardır ve,
her katil
her katil mevsim seçmiyor illa ki.

I.
Bir tarih, nasıl ki iki kişinin gün ışığında baharıysa,
bir üçüncü kişinin de mezar taşında son-
son bulanıdır.

II.
Ne zaman ki kapanır bir tiyatro perdesinin kırmızılığında bir dram,
o gün, sevgilinin dudaklarını hatırla
bir kaç kirpiğinden iğneyi
                  omuriliğime batıra-
                                        batıra.
o gün sevgilin;
geçip aynaların ardına
gülüşün de yalnızca prova.

III.
o gün, bir bahar çocuğu koşarken
sevgilinin elini ilk kez tuttuğun o parkta,
ve çocuğun annesi yalanlar söylerken
babasının neden gelmediği hakkında
mart ayında yağmur yağması mı günah?

bir kafir bile daha iyi bilir benden,
tanrıyla konuşmayı
bu yüzden benim günah dediğim şey
babasız büyüyen bir kız çocuğunun
elveda yakarışları

IV.
ruhu sonbahar olan bir barbarım ben.
sol elim biraz sana dokunmaktan yanık.
bir barbar ile
bir zalimin adaleti oysa,
parmak uçlarımdan omuriliğime değin batırdığın her kirpiğe tanık
senin gün ışığında, buz gibi kaldırımlara...
yoluna baş koymak diyoruz,
biz barbarlar buna.

V.
bahar, zalim!
inan kaç kez kadeh kaldırdım buna.
ama nasıl ki bağlayamazsa hiçbir bağlaç
bir zalimi bir barbara
bundan sonra çalışmasın hiçbir barbar
hayata tutunmaya

VI.
başlangıcındır senin hançerin
ben ne zaman seni anlamaktan vazgeçtim,
evvel zaman içinde
...işte böyle başladı benim mahşerim.

VII.
üstüme örttüğün bu güz
kaç şiirinin dölüdür?
bacaklarını açtıkça en mahreminden
karşısına geçip adaletten söz eden zalime
aynı orospu
üst geçitten şiirinin dölünü tükürür.
-senin baharın bir üçüncü kişiye
yalınayak sarılan, bir dal tütündür.-

VIII.
bir kaç saatte yazılan bir şiir gibi çıkar çığlığım karşına
kalbimin güz yaprakları
büyük bir kırgınlıkla vardı
İzmir'in dağlarına.
ruhu sonbahar olan bir barbarın hıçkırıkları olmasa

bu opera çok yakışmış baharına
Viyana yankılanıyor:
a - v - e   m - a - r - i - a!

IX.
dizlerinin bağı çözülmüş bir ağlayana
bu kadar satır fazla ağır.
ne de olsa bütün sözler
bir barbarla, sözde kalır.

8 Haziran 2014

tanrıya imreniş

Yalnız seni sevdiğim için kendimden çok
yalnız seni sevmeyi sevdim bu kadar çok

ama sen o kadar yoktun ki!
ve ben tanrı değildim.
üzgünüm sevgilim
seni yoktan var edemedim.

2012

1 Aralık 2013

Guguk Kuşu

XIII.
uyuyor muyuz hala
aynı şehirden eksiliyor aldığımız sigara
aynı şehre bırakıyorum olan nikotini ciğerlerimden
bir isteğim istemeden getirilen çay şimdi

II.
hayatı hafife aldıkça sallanıyorum bir salıncakta
tanrım guguk kuşu yap beni
beni çıldırtan herkesi çıldırtmak şimdi tek temennim
sabahın en sigarasız sularında

tanrım al koy beni bir yerlere
madem bunca yapılacak iş var 
bir bir yapmamalıyım

tanrım guguk kuşu yap beni
guguk kuşu

XI.
bir düş kurmalıyım uykuya dalmadan
hayalperest olmak bunu gerektirir
ama kimseden bir isteğim yok
belki yoldan geçen biri çay getirir

sevdim seni ben sevgilim sevdim
ama bu yüzden mutsuz olacak değilim ya
bir yerlerde diyalektiği duymayanlar var
benim tek kahrım bundan
bir de geç gelen çaydan

XIX.
işe yaramayan bir boya fırçası oluyorum bir evde
tanrım al koy beni bir yerlere
umursamasın kimse varlığım kadar yokluğumu da
sözü sık geçen, çok sık geçen ince belli bardaklar
yanımda olsunlar

tanrım itiraf ediyorum
ben kimseyi sevemedim

VI.
günü kurtarmaktan daha mühim bir dileğim var
tanrım al koy beni bir yerlere
tanrım bilmiyorum
bilmiyorum hiçbir şey
dünyada bilecek çok şey var

IV.
ben kimseyi sevemedim diye verilen cezadır bana
guguk kuşları

her insan katilini sever
tanrım al koy beni bir yerlere 
yokluğumu umutsamayıp öldürsün beni birileri

tanrım itiraf ediyorum
kimse beni öldürmedi
...

XVII.

bilmiyorum hiçbir şey dedikçe
bu kadar çok bilecek ne vardı
tanrım sorarım sana
durup dururken
tanrı olacak ne vardı?

tanrım guguk kuşu yap beni.