Hikayesini nerede bitireceğini en iyi bilen kişi hikayeyi yazandır. Eğer hikayeyi devam ettiremezsen bir zaman sonra, ana karakteri öldürmek en cazip fikirlerdendir. Yoksa zaten acı çekecektir. Acıya son vermek, daha caziptir.
İnsan bazen nefes alacak alan bulamıyor kendine, hayata bir anlam bulamıyor. Öylesine çatışıyor ki hayalleri ile gerçekler, acısına dayanamıyor gerçeklerin ve gerçekliğine son veriyor. Kendi gerçekliğine son veriyor. Açık açık ölümü seçiyor. Acıların dineceğini ve ölümün aslında ölümsüzlüğe açılan bir kapı olduğunu yerleştiriyor zihnine. Bir nevi umut gibi geliyor ölüm ona. Son umut.. Ve sonsuz bir cesaret. Kaynağı kaybedecek bir şeyinin olmaması olan cesaret. Hiçbir şeye cesareti kalmayan bir insan kendinde en büyük cesaret örneğini buluyor. Susma cesareti.
Sonsuza kadar susacağını, geride bıraktığı her şeyin yerine konuşacağını biliyor. Ama umursamıyor hiçbir şeyi, öyle acıyor ki kendine dayanamıyor bir süre sonra acımayı bırakıp ölüme gidiyor. Belki hiç tereddüt etmeden koşuyor, belki de adım adım gidiyor.
Nasıl olsa bir gün bitecek. Gün de bitecek. En sevdiğin şarkı da bitecek bir kaç dakika sonra. Ve ben de bu yazıya son noktayı koyacağım biraz sonra. Ve kendini öldürme sanatı da kendi hayatına nokta koymaktır. Bir sanattır. İkisi de başkaldırıdır hayata nasıl olsa, sanat da, intihar da, sanatta intihar da. Kimse noktayı ne zaman koyduğunu önemsemez, belki çok gençti derler arkandan ama her zaman 'vadesi bu kadarmış' cümlesi çınlar kulakta.
Bugün ya da yarın olduğu farketmez.
Ama ölümünü de kendisi seçebilecek kadar özgür olmalı mıdır insan?
28 Nisan 2013
3 Şubat 2013
"..Yükseldim, yükseldim. Hayal kurdum ve düşündüm. Fakat hepsi beni sıkıştırdı. En acı işlencelerle yorulmuş fakat daha kötü bir rüya ile uyandırılmış bir hastaya benzedim.
Fakat bende bir şey var ki adına cesaret diyorum. Bu şimdiye kadar bendeki her neşesizliği öldürmüştür. İşte bu cesaret, bana sessizlikte şunu söyletti: "Cüce, ya sen, ya ben!"
Cesaret en iyi öldürücüdür. Saldıran cesaret. Çünkü her saldırışta bir cümbüş vardır.
İnsan en cesur hayvandır. Bütün hayvanları bununla yenmiştir. İnsan bu cümbüşle her acıyı yenmiştir. İnsan acısı en derin acıdır.
Cesaret uçurumlardaki baş dönmesini de yener. İnsan nerede uçurumda değil ki? Görmek bile uçurumları görmek değil midir?
Cesaret en iyi öldürücüdür. Cesaret acımayı da öldürür ve acıma, en derin uçurumdur. İnsan hayatı ne derinlikte görürse, acıya da aynı derinlikte bakar.
Cesaret ve saldıran cesaret en iyi öldürücüdür. O ölümü de öldürür. Çünkü o der ki: "Hayat bu muydu? Pekiyi öyleyse bir daha."
Bu özdeyişte çok güzel bir cümbüş vardır. Kulağı olan işitir."
Çehre ve Bilmece Üstüne, Böyle Buyurdu Zerdüşt / Friedrich Nietzsche
Fakat bende bir şey var ki adına cesaret diyorum. Bu şimdiye kadar bendeki her neşesizliği öldürmüştür. İşte bu cesaret, bana sessizlikte şunu söyletti: "Cüce, ya sen, ya ben!"
Cesaret en iyi öldürücüdür. Saldıran cesaret. Çünkü her saldırışta bir cümbüş vardır.
İnsan en cesur hayvandır. Bütün hayvanları bununla yenmiştir. İnsan bu cümbüşle her acıyı yenmiştir. İnsan acısı en derin acıdır.
Cesaret uçurumlardaki baş dönmesini de yener. İnsan nerede uçurumda değil ki? Görmek bile uçurumları görmek değil midir?
Cesaret en iyi öldürücüdür. Cesaret acımayı da öldürür ve acıma, en derin uçurumdur. İnsan hayatı ne derinlikte görürse, acıya da aynı derinlikte bakar.
Cesaret ve saldıran cesaret en iyi öldürücüdür. O ölümü de öldürür. Çünkü o der ki: "Hayat bu muydu? Pekiyi öyleyse bir daha."
Bu özdeyişte çok güzel bir cümbüş vardır. Kulağı olan işitir."
Çehre ve Bilmece Üstüne, Böyle Buyurdu Zerdüşt / Friedrich Nietzsche
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)